DİKKAT: Sohbete Giriş sadece İNTERNET EXPLORER ile yapılmaktadır. Mozilla,Opera,Safari gibi tarayıcılar ile giriş yapılamaz

Bizi Facebookta Begenin
Bizi Twitterda Takip Edin

Vural Egemen’ Kategorisi icin arsiv

Joe Biden’in Türkiye Ziyaretinin Arkasındaki Sır…

05 Aralık 2011 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

Geçtiğimiz günlerde kısa adıyla Joe Biden tam adıyla Joseph Robinette Biden olan ABD Başkanı Obama’nın yardımcısı Türkiyemizi ziyaret etti. Çoğu kişi onun adını ilk kez bu ziyarette duymuş olabilir ancak o başkan yardımcı değilken Delaware eyalet isenatosu iken Türkiye ve İslamiyet hakkında yaptığı açıklamalar ile bazılarımız tarafından biliniyordu.

 

Bu makaleyi kaleme almak için Joe Biden’in Türkiye ziyaretini bitirmesini bekliyordum. Çünkü siyasi hayatı boyunca Türkiye ve İslamiyet hakkında sert sözler sarf eden Büyük Ortadoğu Projesi sevdalılarından birisi olan bu zat amacını belli etmeyen bir demeç vermeden buralardan gitmeyecekti.

 

Ülkemizde basın Joe Biden’in gelişini öyle bir lanse ettiki neredeyse adamı umudumuz yapacaktık. Hepi topu oturup Cumhurbaşkanımız ile PKK Terör örgütünü konuşmuş , sanki terörü bitirecekmiş gibi eda verilmesine anlam veremiyorum.

Akp hükümetine göre ABD en büyük müttefikimiz ya dolasıyla Amerika’nın 2 numaralı adamını en iyi şekilde ağlamalıydık nitekim öyle de oldu. Gazete, televizyonda ve internette haberlere göz gezdirdiyseniz , haberlerin tümünde Joe Biden sempatizanlığına rastlamışsınızdır.

 

”Biden Abdullah Gül ile Gülüşüyor” , Biden Erdoğan’a Geçmiş Olsuna Gitti.” , ”Biden Samatya Balık Pazarında ” , Biden Kebap Yedi”  , Biden Terlik Giydi” gibi manşetler ile sempatik görünüme sokmaya çalışılsada aslını bilenlerin pek itibar etmediği sürmanşet haberlerdi.

 

Akp’nin bir çok durumda bir çok değerlerimizden taviz verip ABD’nin Ortadoğu’da esterdiği Arap Baharı rüzgarına kapıldığını gerçek vatanseverler çıplak gözle görebilmektedir.

 

Joe Biden giderken şöyle bir açıklama yaparak beklediğim çıkış ile beni ve benim gibi düşünenleri haklı çıkardı.

 

İstanbul’da toplanan Küresel Girişimcilik Zirvesi toplantısın’da Ali Babacan şunu söyledi.”bu yıl Türkiye’nin yüzde 7.5 büyüyeceğine dikkat çekerek, 21. yüzyılda kazananın güçlükler yaşayan ABD ve Avrupa ekonomileri değil, Türkiye olacağını belirterek, “Küçük balığı büyük balık değil, hızlı balık yer” dedi. Babacan krizdeki Avrupa’ya yönelik de, “Türkiye’deki gibi güçlü hükümetleri olsa sorunlarını çözerlerdi” ifadesini kullandı.

 

Bu açıklamayı yapana kadar herşey normaldi. Bu açıklamadan sonra Joe Biden mikrofonu aldı ve Ali Babacan’a haddini bil der gibi bir ifadeyle ” Genç köpekbalıklarının denizinde ABD’nin hâlâ balina olduğunu hatırlatmak isterim” dedi.

 

İşte ABD’nin kendisini finanse ettiği , ABD’nin gazı ve desteğiyle bu günlere gelen Akp iktidarı çizmeyi aşmış olacak ki etrafında pervane oldukları ABD’nin 2 numaralı adamı tarafından kaoak bir laf ile yerlerine oturduldular.

 

Bırakın dünya ülkesi olmayı, bırakın ülkemizin %8 büyüdüğü yalanını , daha ABD’nin %7,5 büyüyeceğiz lafımıza tahammülü yok iken bizim büyümemize izin verir mi sanıyorsunuz.

 

Joe Biden’in Türkiye Ziyaretinin tek amacı vardı ” Patron’un kim olduğunu göstermek”… Sağolsunlar Akp iktidarı sayesinde hepimize öğrettiler. Hala bu denizlerin balinası Amerika’ymış..

 

Vural Egemen SARIGÖZ

04/12/2011

Dersim(iz) İsyan… – Vural Egemen Sarıgöz

04 Aralık 2011 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

Gündemin malum konularından biriside Dersim İsyanı’dır. Dikkatinizi çekerim , Dersim Katliamı ya da Dersim Soykırımı değil, Dersim İsyanı yahut Dersim Ayaklanması’dır. Tarih boyunca dünyanın çeşitli yerlerinden mevcut idareye yada yönetime karşı ayaklanmalar olmuştur. Tarihte en çok ayaklanmaya maruz kalan topraklar Osmanlı topraklarıdır… Ortalıkta bir Dersim sevdasıdır gidiyor , kimisi buna katliam diyor kimisi buna isyan.. Peki hangisi doğru hangisi yanlış? Dilerseniz olayın gelişme durumundan önce kavramlara bir göz atalım.

Dersim Tunceli’nin eski adıdır. 4 Ocak 1936 tarihinde Dersim Vilayeti’nin adı Tunceli olarak değiştirildi.

İsyan: ayaklanma ve başkaldırı manasındadır. Tarihte mevcut yönetime karşı çıkarılmış isyanlar bir hayli çoktur. İşte Dersim İsyanı da bu bağlamda bir ayaklanmadır. Dersim tartışmaları günümüzde o kadar alevlendi ki sarf edilen sözler Atatürk’e kadar uzandı. ”Atatürk’ün haberi vardı da bile bile harekâta izin verdi.” gibi laflar söylendi. Elbette ki Atatürk’ün haberi vardı. Elbette ki durumdan haberdardı. Ne yani bin bir zorluklarla, kan ve revan içinde verilmiş bir mücadeleden sonra, onca şehidin kanları üzerine kurulmuş olan canım memleketi üç beş çapulcuya mı bırakacaktı! 1937 yılında Atatürk Singeç Köprüsü’nün açılışını yapmak üzere Dersim’e gelecekti. Bu köprünün bir ucunda güvenliği sağlamak amacıyla bir askeri karakol bulunuyordu. İsmail Hakkı adlı bir teğmenin komutasındaki karakola isyancılar tarafından saldırı düzenlendi. Karakol yakıldı ve 33 asker şehit edildi.

Peki Atatürk ne yaptı dersiniz.? Bilemediniz… ”Bıçak kmiğe dyandı!” demedi… ançeri olayın göbeğine çaktı. Nasıl mı?

İsyancıların elebaşlarını idam ederek , isyancılara yardım ve yataklık edenleri ağır hapis cezalarına çarptırarak. İdam edilen isynacıların isimleri şunlardır.

  • Seyit Rıza
  • Resik Hüseyin (Seyit Rıza’nın oğullarından, 16 yaşında)
  • Seyit Hüseyin (Kureyşan-Seyhan aşiret reisi)
  • Fındık Ağa (Yusfanlı Kamer Ağa’nın oğlu)
  • Hasan Ağa (Demenan aşiret reisi Cebrail Ağa’nın oğlu)
  • Hasan (Kureyşanlardan Ulkiye’nin oğlu)
  • Ali Ağa (Mirza Ali’nin oğlu)

Peki Atatürk daha sonra ne yaptı? 17 Kasm günü Elazığ’a gelerek idam emirlerini onayladı. Daha sonra Diyarbakır ardındanda Tunceli’ye gelerek O açılışını engelledikleri ve açılışına kan bulaştırdıkları Singeç Köprüsü’ün açılışını yaptı.

Bahsedildiği gibi Atatürk’ün durumdan haberi yok değildi.. Çünkü Atatürk meclis kürsüsünden aynen şöyle söyledi: ”Dersim bir çıbandır. Bu çıban okşamakla tedavi edilemez. Bu yarayı kökünden koparmak gereklidir”

Atamız gerekenleri söylemiş gerekenleri yapmıştır.

Minnetle…

Vural Egemen SARIGÖZ

http://www.facebook.com/VuralEgemenSarigoz

Vicdanım Reddiyor (Yazar:Vural Egemen)

03 Aralık 2011 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

 

Hani toplum arasında latife-i şinas insanlarımızın daha çok tercih ettiği ve kullandığı ” askerliğini yapmayana adam demezler” diye bir tabirdir.

 

”Her Türk Asker Doğar” asker milletiz vesselam. Başbuğ Atatürk askerdi , Başbuğ Alparslan Türkeş askerdi. Askerleri sever ve sayarız milletçe.

 

Askere gitmeyene kız verilmez , askere gitmeyene iş verilmez bu bir gerçektir. Bir işletme işçi araken kıstasları arasına ”askerliğini yapmış” diye bir ibare koyar ki bir çok sebebi vardır.Bizim meşhur vicdan-i retçi insancıklarımızın savunduğu en popüler söylem ve tez şudur; ” İnsan öldürmeyi kabul etmediğim için askerliği reddediyorum”…

 

Oldu… her askere giden eline silah alıp adam öldürüyordu. Bunlar askerliği ne sanıyor bilmiyorum ancak askerlik hakkında çok şeyi bilmediklerini biliyorum. Askerlik Türk Milleti için kutsal bir görevdir , çünkü tarih boyunca kazandığmız tüm zaferlerin altında askeri eğitimimiz ve askeri dehamız yatar. Korkusuz ve iman dolu göğüslerimizin de eklenmesi ile zaferler kaçınılmazdır.

 

Askerlik sadece eline silah alınan bir kurum değildir. Askere giden bir insan disiplin ve ahlaki yönden yetiştirilir dönüşünde karışacağı topluma dair hazırlanır. İnsan askerde neler öğrenir;Disiplini öğrenir , hayatını düzene koymayı , sabah erken kalkmayı , akşam erken yatmayı , bakımlı olmayı, belirli ölçülerde yemeyi öğrenir.Tembellikten kurtulur.Nerede nasıl oturup kalkacağını , nerede nasıl konuşacağını , saygıyı , hoşgörüyü , sabırı , tahammülü öğrenir.Askerlik süresi boyunca aldığı spor eğitimi sayesinde bir çok erkek vücudunu gereken düzeye getirmiştir.  Bu vicdan-i retçilerin söylediği gibi kimsenin eline silah verip git şu adamı öldür falan demiyorlar. Adam öldüren asker yok mu? Var tabiki , doğuda askerlerimiz pkklı hainleri gözlerini kırpmadan gebertmektedirler. Vatanımızın birliğini ve bütünlüğünü bozan herkese karşı sadece asker olarak değil milletimizin her bir bireyi aynı hassasiyettedir.

 

Askerlik dediğimiz kurum yalnızca silahlı eğitim verilen bir yer değildir. Arkadaşlığı, dostluğu , güveni , itibarı , özeni , itinayı ve daha bir çok meziyeti kazandırır insana…

Bu sebepten bu meziyetleri almayı reddeden kişilere diyecek tek bir sözüm var…

Benim de vicdanım sizi reddediyor…

Vural Egemen SARIGÖZ
02/12/2011
http://www.facebook.com/VuralEgemenSarigoz

Vurun Atatürk’e (Yazar: Vural Egemen)

03 Aralık 2011 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

Vurun Atatürk’e…Devir Atatürk’e vurma devridir…Ağır ithamlarla itham edin…Edin… Hadi.. Utanmayın.. Çekinmeyin…Ne kadar kininiz varsa kusun…Bakın bir daha böyle fırsat yakalayamazsınız…Demedi demeyin…

 

Katil deyin…Katilamcı deyin..Soykırımcı deyin…Vurdu,kırdı,katletti…Soykırımlar yaptı deyin…Utanmayın Allah aşkına… Atatürk Dersim’de katliam yaptı deyin…Atatürk İstiklal Mahkemelerinde masumları astı deyin..Çekinmeyin lütfen söyleyin….Böyle bir koz bir daha geçmez elinize… Yaşadığımı şu günlerde bir Atatürk’e laf söyleme modası başladı. Dersim’de ki olaylarda Atatürk’ün bilgisi dahilinde katliam yapıldığını ve dolayısıyla katliamın sorumlusu Atatürk’tür dendi.Peki Atatütk keyfinden mi harekât emri verdi. Köprüyü havaya uçuranları, karakolu basıp 33 askerimizi şehit edenlerin elebaşlarını idam etmeyip te İmralı’yamı koysaydı?Ölenler arasında masum sivillerde varmış. Olsun efendim.. Kurunun yanında yaşta yansın. Temizlenecekse hainler vatanperverlerde ölsün. Temizlenecekse leş kargaları ülke vatandaşları da ölsün.Benim ölmem ile bu güzelim memleket hainlerden arınacaksa canım seve seve feda olsun.Diyorlar ki ; ” Atatürk istikalal mahkemelerinde masumları da astırdı.”

Hele Bülent Arınç Beyefendi güya Dersim olayıyla ilgili demeç verirken , daha önce devrilmiş çamları kaldırma gayreti ve azmi içerisindeyken kurduğu cümlelerle daha nice çamları devirmiştir.” Devletin tüm arşivi incelensin… İstiklal Mahkemesi evrakları arşivlerden çıkarılsın. Daha kaç tane Dersim  çıkar görürsünüz” diyor.Peki İstiklal Mahkemeleri gerçekten Arınç’ın bahsettiği gibi bir Dersim olayıyla benzerlik taşıyor mu?

 

Galiba haklı… Dersim olayı ile İstiklal Mahkemeleri anafikirde aynılar.

 

İkisinde de vatan hainleri cezalarını bulmuştur.1920 yılında Milli Mücadele sırasında ayaklanma çıkaran ve yağmaya girişenleri, bozguncuları, orduya ait silah ve mühimmatı çalanları, casusları, asker kaçaklarını ve Milli Mücadele’yi engelleme amacıyla propaganda yapanları yargılamak için özel kanunla kurulan mahkemelerdir. işte açık ve net sebebi, hikmeti , icraatı apaçık gözönünde…Vatana ihanet etmediysen , ayaklanmadıysan , isyan çıkarmadıysan , yağma etmediysen, devletin malını çalmadıysan, casusluk etmediysen , askerden kaçmadıysan, Milli Mücadeleyi engellemek amacıyla propaganda yapmadıysan senin İstiklal Mahkemelerinde ne işin var.Şu an iki saf var , biri vatan hainlerinin safı diğeri vatanseverlerin…Vatan hainleri ile vatanseverlerin apaçık ayrıştığı şu günlerde Milli birlik ve bütünlüğümüzü bozan , Milli değerlerimize dil uzatanlara vatanseverlerin dimdik duruşuyla verdiği cevaplar mükemmeldir.

 

Devir Atatürk’e dil uzatma , Atatürk’ü yerme , Atatürk’e ithamlarda bulunma devri…Kaçırma ey Hıyanet-i Vataniye Kanununa uygun his ve tavır içinde olan hain.. Kaçırma..Atatürk bu vatan için ne yapmışsa doğrudur. Bu millet için ne yapmışsa evladır…

Vural Egemen SARIGÖZ

25/11/2011

http://www.facebook.com/VuralEgemenSarigoz