BU SİTEDE YAYINLANAN TÜM YAZI, MAKALE VE ŞİİRLER YAZARIN KENDİ İSTEĞİ ÜZERİNE YAYINLANMAKTADIR.

Bizi Facebookta Begenin
Bizi Twitterda Takip Edin

Serap Ayvasakı’ Kategorisi icin arsiv

Ülkü’de birlik, Samimiyet

20 Şubat 2012 Yazan ÜLKÜGÜLÜ


BAÅžIMI YASTIÄžA KOYDUÄžUM , GÖZLERİMİ KAPADIÄžIM VAKİT UYUYAMIYORUM…

BEYNİMİ BİNLERCE DÜŞÜNCE İSTİLA EDİYOR,GÖZÜMÜN ÖNÜNE İHTİLALLER , SÜRGÜNLER , KATLİAMLAR , ZİNDANLAR, TABUTLUKLAR, İŞKENCELER VE SEHPALAR GELİYOR…

GÜN BE GÜN ÅžEHİTLER GELİYOR GÖZÜMÜN ÖNÜNE HAYAT HİKAYELERİ GEÇİYOR AKLIMDAN VE BANA UYUMA UYAN VE UYANDIR DİYORLAR…

BAŞIMI YASTIĞA KOYDUĞUM VAKİT VİCDANIM BENİ BOĞUYOR SANKİ VE BİR EKSİK VAR DİYORUM BİR YERLERDE BİR ŞEYLER EKSİK…

SORGULADIÄžIM VAKİT EKSİKLİĞİ GÖRÜYORUM DUYUYORUM BİLİYORUM HİÇ BİR ÅžEY YAPAMIYORUM Kİ EN ACISI BU…

SÜKUTU ÖĞRETTİLER BİZE SÜKUT EDERKENDE HAKSIZLIK KARÅžISINDA SUSAN DİLSİZ İBLİS OLMA DEDİLER,İÇİMİZDE BİRİKEN SESSİZ ÇIÄžLIKLARLA HAYKIRDIK SESİMİZİ DUYURAMADIK…

BEN Kİ CENAB-I ALLAHIN ACİZ BİR KULU BU TOPLUMUN NACİZ BİR FERDİ OLARAK NE BİR MAKAM NE BİR ETİKET PEŞİNDE KOÅžAN KUZU POSTUNA BÜRÜNMÜŞ KURT OLMADIM…
ÜLKÜM , BAÅžBUÄžUM DEDİM İNANDIM SEVDALANDIM SEVDAMIN PEŞİNDEN YÜREĞİMİN GÖTÜRDÜĞÜ YERE GİTTİM,HİZMET NOKTASINDA ÜZERİME DÜŞEN NE VARSA LAYIKİ İKLE ONU YERİNE GETİRMENİN GAYRETİ İLE MÜCADELE VERDİM , HİÇ KİMSE ARDIMDAN KRAL ÇIPLAK DİYE BAÄžIRMADI …

VE BU GÜN GÖRÜYORUM Kİ ÜLKÜMÜ ETİKET OLARAK ÜZERİNDE TAÅžIYANLAR BU ETİKET ÜZERLERİNDEN ALINDIÄžI VAKİT CISCIPLAK ORTADA KALMAKTALAR…

VE BU GÜN GÖRÜYORUM Kİ; İNSANLARIN MANEVİYATTAN KOPUP MADDEYE SEVDALANDIÄžI ,TOPLUMUN BÜYÜK BİR BÖLÜMÜNÜN DEJENERE OLDUÄžU BU SÜREÇ DE İHANETE KARÅžI DİK DURUÅž SERGİLEYEN İNSANLAR AZALMAKTA…

BU GÜN HERKES ÜLKÜCÜ HAREKETİ BU ÜLKENİN VE TÜRK MİLLETİNİN TEMİNATI OLDUÄžUNU BİLDİĞİ İÇİN BİR KISIM İNSAN YIPRARTMA VE YILDIRMA POLİTİKALARINA DÜN OLDUÄžU GİBİ BU GÜNDE SON HIZ DEVAM ETMEKTE ÜLKÜCÜ EDEBİN GEREKLERİNİ UNUTMAKTA …
GÜN DURMAK ZAMANI DÜŞÜNMEK ZAMANI DEĞİL…

GÜN KISIR ÇEKİŞMELER İÇERSİNE KİŞİLERE TAKILI KALARAK KENDİ EKSENİMİ ETRAFIMIZDA DÖNECEĞİMİZ BİR GÜN DEĞİL…

GÜN MÜCADELE GÜNÜ BİRLİK GÜNÜ OMUZ OMUZA BİRLİKTE YÜRÜME GÜNÜ GÖNÜLDEN

GÖNÜLE KÖPRÜLER KURMA GÜNÜ…

VATAN MİLLET BAYRAK EZAN DİYEREK MADDİ DEĞİLDE MANEVİ DEÄžERLERE SAHİP ÇIKANLARIN TEK YUMRUK OLMASI GEREKEN BİR GÜN…

BİZİ AYAKTA TUTAN CAN VE KAN VE İMAN BAĞINI GÜÇLENDİRME GÜNÜ…

ÜLKÜCÜ EDEBİN GEREKLERİNİ YERİNE GETİRME GÜNÜ,ÜLKÜ ZAMANI, ZAFER ANI…

CENAB-I ALLAH AB DEĞİLDE TÜRK BİRLİĞİ YOLUNDA MÜCADELE EDEN , NEFES TÜKETEN , BEN DEĞİLDE BİZ DİYEREK HAREKET EDEN TÜRK MİLLİYETCİLERİNİ; GIYBET , DEDİKODU,KİN VE NEFRETTEN ,HUSUMET VE BENCİLLİKTEN,FİTNE VE FESATTAN KORUSUN BİR EYLESİN DİRİ EYLESİN BU HAKLI DAVADA MUZAFFER EYLESİN

AMİN…

Muhafazakarız Dediniz… Neyi Muhafaza Ettiniz

18 Şubat 2012 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

Türkiye’nin milli manevi deÄŸerleri zedelenmekte…
Düşünce özgürlüğü adı altında zırvalar, “çözüm” diye hainliÄŸi savunmak olaÄŸanlaÅŸtı…
GaripsediÄŸimiz birçok olaya karşı duyarsızlaÅŸtırıldık…
Bu gün Türkiye masaya yatırıldı, nasıl parçalanır, nasıl yok edilir tartışması yapılıyor adına da “demokrasi”, ” “açılım”, “diyalog” deniliyor…
İçi boÅŸaltılmış kavramlar cicili bicili sözlerle paketlenerek millete yutturulmaya çalışılıyor…
Öyle bir dönemden geçiyoruz ki Milletin gözünün içine bakarak yalan söylemek; “barış” gibi, “kardeÅŸlik” gibi en temiz kavramları kullanmak artık sıradanlaÅŸtı, barış havarisi “sözde aydınlar” türedi ve bunlara alkış tutmak marifetmiÅŸ gibi sergilenmekte…
Dünden bu güne hafıza tazeleyelim desek sürekli bir karmaşa v e çelişkilerle karşı karşıya bırakıldığımızı çok net bir şekilde görebiliriz aslında
Bu gün Türklüğe hakaret edenler Nobel ödülü alırken, milletin birliÄŸinden, ülkenin bütünlüğünden bahsettiÄŸinde, aşırı milliyetçi, ırkçı, yobaz gibi ithamlarla suçlanıyor sükûnete davet ediliyorsun var mıdır böylesi bir karmaÅŸa böylesi bir çeliÅŸki…
Dünyada başka bir ülke var mıdır peşpeşe albayrağa sarılı şehitlerini toprağa verirken teröriste uygun zemini hazırlayan askerine askerlik yan gelip yatma diyerek dağdakilari davul zurnalarla karşılayan vatanının milletini seven milli manevi değerlerin ardında duranları silivriye yollarken vatana kast edenleri kaçakcıları ve bunlara zemin hazırlayanları masum adleden…
Bazen düşünüyorum
İsrail bir askeri için dünyayı ayaÄŸa kaldırırken biz vatanımızda olan bitene nasıl bu denli seyirci kalmaktayız…

Askerimizin başına çuval geçiriliyor sükûnet deniliyor, Kürdistan naraları atılıyor sükûnet deniliyor, Ay yıldızlı bayrağımız yere atılıyor yakılıyor sükûnet deniyor polisimiz linç ediliyor milletvekili olduğunu ifade eden şaş keza TBMM sandalyesi bulunan bir kadın polisimize tokat atıyor sükûnet deniliyor,sarkisyan gibileri orda burada konuşuyor ses çıkaran yok ,soykırıma uğrayan Türkleri gören yok ama soykırımla suçlanan Türkler var…

NEREYE KADAR SÜKUNET ,NE İÇİN SÜKUNET…

Hep deriz ya “Türk’ün ayranı kabarmaya görsün” kabarmak şöyle dursun taÅŸtı…
Bizler ne o’cuyuz ne bu’cu, bizler Elhamdülillah Müslüman Türk yaratmış yaradan diyerek bunun ÅŸuuru ile hareket eden insanlarız…
Bizler Müslüman Türk milleti olarak geçmişten bu güne insan sevgisi ile yoğrulduk yaratandan ötürü yaratılanı sevdik.

Japonya’da yaÅŸanan bir depremde oturduk aÄŸladık el açtık dualar ettik…
Bizler böylesine hak yolunda hakikat yolunda yürür iken kalplerimiz insan sevgisi ile dolu iken kimsenin bize dinimizi ve ırkımızı hatırlatmasına ihtiyacımız yoktur ,

Dün slogan kelimelerden  biri ATATÜRKÇÜYÜM idi.

Bugün ona DİNCİYİM hitabı eklendi politikacıların görevi ülke içersinde insanların beynini sulandırarak birbirine düşürmek deÄŸil ,önce kendi çoÄŸrafyasına sahip çıkmak sonrada dış itibarını güçlendirmektir dolayısı ile mevcut hükümet “babalar gibi satarım” diyerek peÅŸkeÅŸ çektiÄŸiniz millideÄŸerleri unutmuÅŸ deÄŸiliz.

Bırakın insanlarımızın milli manevi hassasiyetleri ile oynamayı iktidara geldiğiniz ilk yıllarda çağ atlıyoruz globelleşiyoruz reform yapıyoruz diye diye pembe tablolar çizdiniz getirdiğiniz nokta ortada ne dış itibarımız kaldı ne de ülke içinde dirlik …

Muhafazakarız diyerek iktidara gelen hükümetin dünden bugüne …kar’larını gördükte neyi muhafaza… ettiklerinihenüz  anlamış deÄŸilim …

Biz Türk’üz Müslüman’ız haçlının her türlü oyununu bozacak güce ve imana sahibiz yeter ki kim olduÄŸumuzu ve nereden geldiÄŸimizi hatırlayalım silkelenelim ve kendimize gelelim.

Ülkemizin üzerinde karabulutlar dolaÅŸmasın kaos rüzgârları esmesin insanlar zihinleri iÅŸgal edilerek içi boÅŸaltılmış kavramlarla safsatalarla kandırılmasın…

Politikacıların izlemiÅŸ olduÄŸu yanlış politikalar sonucunda boynumuzdan ve midemizden yakalanmış mankurtlar olmayalım…

Ah ah ÅŸu aklımızdan ve yüreÄŸimizden geçenleri kalemler yazsa diller söylese… Söylenecek o kadar çok söz var ki…

Türkiye’nin büyük bir çoğunluğunun oylarını alarak bizleri yöneten kişiler, hizmetiniz kime Türk milletinin teveccühü ile oturduğunuz o deri makam koltuklarını doldurduğunuza emin misiniz, bu milletin sesini duyuyor musunuz?

Her ÅŸeyden önemlisi vicdanınız rahat mı varsa tabi…

Hükümetin elinde iman ölçer bir aletmi var bilemedim

07 Şubat 2012 Yazan ÜLKÜGÜLÜ


Bir Ülkeyi, Yıkmak ve dağıtmak istiyor iseniz, 3 Temel taşı ile oynayacaksınız;

1-Milleti

2 İnanç

3-Gençliği

Ama bunları yıkarken eldeki mevcut taşlar ile yıkacaksınız, Örneğin, Ülkenin % ye vurduğunuz zaman %kaçı hangi inanca haiz bunu iyi bilip, İnanç üzerinden siyaset yapıp, İktidar olacaksınız…

Ve daha sonra elinize aldığınız bu taşla diğer temel taşları eriteceksiniz…

Mevcut hükümet en büyük GÜÇÜN TÜRKLÜK ÅžUURU OLDUÄžUNU BİLDİĞİ İÇİN TÜRKLÜK BİLİNCİNİ ORTADAN KALDIRMANIN VE BU BİLİNCİ HİSSDEN TÜRK MİLLETNİ MANKURTLAÅžTIRMANIN HESABINI GÜTMÜŞTÜR… MİLLİ İRADENİN SİYASETTEN SİLİNMESİ İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPMIÅž ÜLKEMİZİ VE MİLLETİMİZİ UÇURUMUN KENARINA SÜRÜKLEME GAYRETİ İÇERSİNE GİRMİŞTİR BUNLARI YAPARKENDE BİR ÅžEYİ UNUTMUÅžTUR DAMARLARIMIZDAKİ ASİL KANI…

VE ŞİMDİDE ‘’dindar bir nesil yetiştirmek istiyoruz’’ DİYEREK İKİNCİ MADDE İLE YANİ İNANÇ NOKTASINDA HAREKET ETMEKTE ÜLKE İÇERSİNDE KAOS RÜZGÂRLARI ESTİRME ÇABASI İÇERSİNDE, GENÇLĞİ HEDEF ALMIŞ BİR ŞEKİLDE KENDİNE RANT SAĞLAMA ÇABASINDA İNSANLARIN MANEVİ DUYGULARINI İSTİSMAR ETME DERDİNE DÜŞMÜŞ…

MİLLİ GÜVENLİK DERSİ KALKARKEN DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİNİ SEÇMELİ YAPARKEN HANGİ MİLLETE VE ILIMLI İSLAM FURYALARI ESTİREREK HANGİ DİNE HİZMET ETMEKTESİNİZ DİYE SORMAZLAR MI ADAMA…

MİLLETİ MİLLET YAPAN TÜM DEĞERLERİ YOK SAYARAK HAREKET EDEN BİR İKTİDAR, TÜM MİLLİ BAYRAMLARA GÖZÜNÜ DİKMİŞ BİR İKTİDAR…

DEMOKRASİ İNSAN HAKLARI AÇILIM DİYEREK MİLLİ DEĞERLERİN DİBİNE PATLAMAYA HAZIR BOMBA YERLEŞTİRDİLER BAKTILAR OLMUYOR BOMBANIN PİMİ BİR TÜRLÜ ÇEKİLEMİYOR BU SEFER TEKRAR İNANÇLAR ÜZERİNDEN SİYASET YAPALIM DİYEREK HAREKETE GEÇTİLER HANİ DİYORUM MALUM ÖNÜMÜZDE BİR YEREL SEÇİM VAR ACABA İZLEMİŞ OLDUKLARI YANLIŞ POLİTİKALARIN ALTINDA EZİLECEĞİ KORKUSUNAMI KAPILDI AKP…

HÜKÜMETİN ELİNDE İMAN ÖLÇER BİR ALETMİ VAR BİLEMEDİM, DİNDAR NESİL DERKEN BU MÜSLÜMAN MİLLETE HAKARET ETTİĞİNİN FARKINDA DEĞİL MEVCUT HÜKÜMET… SİZ ÖNCE REFAH BİR ORTAM YARATIN BIRAKIN NESİLLERİ ANA BABALAR YETİŞTİRSİN…

 

Bu gün GENÇLİĞE HİTABEYİ dillerine doladılar ya nasıl dolamasınlar, Ulu önder Atatürk adeta bu günleri o zamanda görmüştür…

DemiÅŸtir ki;

Ülkemin bütün tersanelerine girilmiş bütün orduları dağıtılmış, her yeri bil fiil işgal edilmiş olabilir,

İktidarda bulunanlar GAFLET, DALALET HATTA HIYANET İÇİNDE BULUNABİLİRLER, BU DURUMDA DAHİ VAZİFEN DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR…

Demek ki Ülkemi, Milletimi bu gaflet, dalalet hatta hıyanetten kurtarmak için damarlarımızdaki kanın idrakinde olacağız o ÅŸuurla hareket edeceÄŸiz… Hiç kimsenin imanımızı inancımızı sorgulama, ölçme hakkı olmadığı gibi kim olursa olsun makamı etiketi ne olursa olsun herkes Allahın aciz bir kulu olduÄŸunu unutmasın ve HADDİNİ BİLSİN…

Bir Kurbağa Hikayesi ( Yazar: Serap Ayvasakı)

03 Şubat 2012 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

İçi su dolu büyükçe bir kazanın içine bir kurbaÄŸa atlamış… Biraz yüzmüş…
Sonra su üzerine uzanmış sırt üstü, ÅŸekerleme yapmaya baÅŸlamış…
Nasıl olsa çıkarım buradan diye, hiçbir ÅŸeyi umursamıyormuÅŸta…
Bir sarsıntıyla uyanmış aniden…
Oda ne kazan hareket ediyormuÅŸ beklemiÅŸ bir süre…
Kazanı taşıyanlar, kazanı bir ocağın üzerine koymuÅŸlar,yakmışlar kazanın altını…
Kazanın suyu hafif hafif ısınmaya baÅŸlayınca kurbaÄŸanın keyfide pek bir yerine gelmiÅŸ…
- Oh be…demiÅŸ iliÄŸim kemiÄŸim ısındı,Ne iyi insanlar var ÅŸu dünyada,Allah başımızdan eksik etmesin bunları…
Su biraz daha ısınmış,KurbaÄŸa bayılmış suya,Tam kıvamındaymış su…
Neydi o dere kenarının buz gibi soÄŸuk suyu diyormuÅŸ,Resmen donuyormuÅŸuz da haberimiz yokmuÅŸ…
Ekmek elden su gölden,
Su sıcacık,
Gel diyen yok,
Git diyen yok,
Buradan ne ayrılırım, ne bir yere giderim arkadaÅŸ…
O bu düşünceler içerisindeyken,Arkadaşı çıkmış kazanın başına…
- Hey!…Bu kaynar kazanın içinde iÅŸin ne?
- Gel demiÅŸ kazandaki kurbaÄŸa. Su ılık, içine yiyecek bir ÅŸeylerde atıp duruyorlar,bedava bunlar kardeÅŸ,istemeden geliyor,yediÄŸim önümde, yemediÄŸim ardımda,adımı soran bile olmadı,biz seni kazana yazdık, bak rahatına dediler…
Seni yazmadılar mı..?
- Yazmışlar demiÅŸ, kazanın başındaki kurbaÄŸa…
- Eeee…atla o zaman. Bak ÅŸu yiyeceklere, bak ÅŸu suyun ılıklığına…
Yiyecek kelimesini duyan kazanın başındaki kurbağanın aklı başından gitmiş,Atlamış kazanın içine.
Gövdesi kızgın suya temas eder etmez bir çığlık atıp sıçramış kazanın kenarına ve seslenmiş aşağıya
- Hey kardeÅŸ!…demiÅŸ;
ben yiyecekten vazgeçtim bu su çok sıcak bir daha denersem, ben ben olmaktan çıkacağım Dimyata pirince giderken, evdeki bulgurdan olmak gibi bir durum var o kazanda…
Çık şu sudan dışarı, korkarım haşlanıp gideceksin.
Suyun içindeki kurbağa;
- Sen bilirsin demiÅŸ. Zaten bazılarına yaranılmaz. İyilikte yapılmaz. Seni aslında ben dahil ettirmiÅŸtim bu kazana…
Kazan başındaki kurbaÄŸa bir müddet daha seyretmiÅŸ, arkadaşının halini. Su iyice ısınmış. Fokurdamaya baÅŸlamış. Kazanın içindeki kurbaÄŸa yüze yüze haÅŸlanmış gitmiÅŸ, nasıl haÅŸlandığını ve öldüğünü bilemeden…
Kazan başındaki kurbaÄŸa da, atlamış kazandan aÅŸağıya, sıçraya sıçraya yıllardan beri yaÅŸadığı derenin kenarına varmış ve bırakmış kendini ölen arkadaşının beÄŸenmediÄŸi o soÄŸuk suların içine…
Önce milli manevi tüm deÄŸerlerimizden dem vurarak insanlarımızı maÄŸdur ettiler…maneviyatı yüksek olan yüce türk milleti kendine hazırlanan tuzağı farkedemedi…yavaÅŸ yavaÅŸ ocağın altını açtıklarından birden farketmek mümkün olmadı sonrasımı sonrası insanlıktan çıktık…bana dokunmayan yılan bin yaÅŸasın dedik banane ya dedik benmi kurtaracam ben kendime bakarım dedik…yüksek olan maneviyatımızı zihinleri iÅŸgal ederek zedelediler sonrasındada mazlum rolüne büründüler…su daha kaynama noktasına gelmedi ama fazlası ile ısındı bu durumdan hoÅŸnut olan
Çalışmadan, yorulmadan, gayret göstermeden, alnı terlemeden, birileri bir ÅŸeyler getirsin de kapımızın önüne koyup gitsin diye bekleyen insanlar olduk görüyor duyuyor ama umursamıyoruz bunun yanı sıra gören duyan ve umursayan insanlar var ve bu hissiyatını kaybetmek üzere olanları uyandırmaya çalışan…onun içindirki ihanetin ve hainlerin bu denli aÅŸikar olduÄŸu bir sürecde kazanda farkına bile varmadan haÅŸlanıp gitmemek için uyan diye haykırıyoruz…
Bu gün gözleri kör kulakları sağır vicdanlarını parangalamış insanlar yarın kazanın içersindeki kurbaÄŸa gibi bir kaşık suda boÄŸulacaklar ve böyle giderse yarın vatanım diyecek bir vatana bayrağım diyecek bir bayraÄŸa ve ibadetlerimizi gerçekleÅŸtirecek insanlara ve camilere hasret kalacağız…Biz bu hale gelmeyeceÄŸiz Allahın izni ile…

Güçlü Devlet Olabilmek (Yazar: Serap Ayvasakı)

01 Şubat 2012 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

Her girdiğin ortamda nasılsın iyimisin muhabbetinden sonra konu ülke meselelerine gelmekte, yine bir dost meclisinde konuşurken değerli bir arkadaşımız güçlü devlet olabilmek için gerekenler konusunda akademisyenlerin yapmış olduğu bir araştırma sonucu aşağıda yazacağım yedi maddenin var olması gerektiğini vurguladıklarını ifade etmişti …

1- Yeteri kadar zengin olmak.

2-Enerji ve iletişim alanındaki gelişmelere hakim olmak.

3-Uluslar arası alanda itibarı olan ve tasarruf edilebilir olarak değerlendirilen bir paraya sahip olmak.

4-Nükleer silahlara ve deniz aşırı kullanılabilecek düzeyde 10 kadar Piyade Tümenine sahip olmak.

5-Hayati bir müttefiki, esas deniz ulaştırma yollarını,içilebilir su rezervlerini ve enerji kaynaklarını ülke sınırları dışındakoruyabilecek pozisyona sahip olmak.

6-Milli ya da dinsel boyutta, diğerlerinin menfaatleri ile işbirliği yapmaya müsait ve eserleri ile diğerlerini kendisine çeken evrensel bir kültüre sahip olmak.

7-Emperyalist bir dış politikayı tasarlayan ve uygulamaya koyan, uyumlu ve yeteri kadar kuvvetli bir devlete sahipolmak.

Güçlü Devlet olmak için gereken ÅŸartlar BUNLARMIÅž…

Akademisyenler öyle diyormuş…

Maddeleri tek tek inceledim bizde bunlardan hangisi mevcut diye düşünürken gözüm sadece altıncı maddeye takıldı ki oda siyasilerin kendilerine rant sağlamak için istismar ettikleri değerler dedim ve acı bir tebessüm oturdu yüzüme…

Bir süre sonra;

Güçlü devlet güçlü millet olabilmek için önce kendi coğrafyan içinde ve dışında
Sahip olduÄŸun ve kontrolü altında bulundurduÄŸun güç kaynaklarına milli manevi deÄŸerlerine ve milletine sahip çıkman lazım dedim ve ekledim hoca desene biz ne güçlü bir devlet nede güçlü bir milletiz ,devleti devlet yapan millettir,bu da demek oluyor ki millet olarak bizde bir sorun var o zaman …?

Son yıllarda gündemi takip edemez hale geldik sürekli yaşanan olumsuzluklar karşısında büyük bir çoğunluk paranoyak olmuş durumda…

İnsanlar ne düşüneceğini , ne diyeceğini , ne yapacağını şaşırmış birbirine sarmış vaziyette kimse kimsenin ne dediğini bile anlamıyor…

İnsanlar dizgelere, içi boşaltılmış birtakım soyut kavramlara öylesine alışmışlar ki
salt mantıklarını haklı çıkarmak için gerçekleri bile bile değiştirmeye, gözlerini kapayıp kulaklarını tıkamaya razı olmuşlar…

Ne acıdır ki özlemleri hasletleri bir olan insanlar bile sen dedin ben dedim hengamesi içersinde yuvarlanıp gitmekte…
Aman sen de , sen mi kurtaracaksın bu bozuk düzeni sen mi düzelteceksin boş versene sen baksana işine, bana dokunmayan yılan bin yaşasın , bir benle mi olacak gibi kaçamak ve yuvarlak cevaplar…

İşte burada;
TÜM HİSSİYATINI KAYBETMİŞ ÖZLEMLERİNİ HASLETLERİNİ YİTİRMİŞ YADIRGADIĞI GARİPSEDİĞİ BİR ÇOK OLUMSUZLUĞA ALIŞMIŞ VURDUMDUYMAZ VE GEVŞEK İNSANLARI GÖRDÜKÇE DİYORUM Kİ ;

UMURSAMAZ VE GEVŞEK İNSANLAR İÇİNDE BULUNMUŞ OLDUKLARI ORTAMA HAİNLERDEN DAHA ÇOK ZARAR VERİRLER…

Öz Yurdunda Garip Öz Vataninda Parya (Yazar: Serap Ayvasakı)

31 Ocak 2012 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

Bugün öz yurdunda garip öz vataninda parya mısrası ne kadar günümüze uymakta değil mi?

BaÅŸbakan Uludere’de ölen kaçakçılara 123’er bin lira tazminat ödeyeceÄŸini, Milli Güvenlik dersini kaldıracağını söylüyor…

Yüksekova’da sokak ortasında gündüz gözüyle infaz edilen askeri personelin katilleri bulunmuÅŸ mudur?

Onların geride bıraktıklarına devlet ne kadar tazminat ödemiştir merak ettim doğrusu..?

Ya da canlı bombaların hedef sectiği sivil ve masum halk var ya onların yakınlarına çocuklarına ne kadar tazminat ödenmiştir…?

Görev başında kaza yapıp şehit olan askerinden, polisinden kaza yaptığı aracın parasını faiziyle talep eden devlet, yasadışı bir faaliyet yürütürken, üstelik ülkemiz topraklarının dışında hayatını kaybeden insanlara 123 bin lira tazminat ödemesi ne kadar normal olağan bir davranıştır?

Söz konusu Türkiye, Türk milleti olunca sürekli sükunete çağrılıyor olman da normal…

Kundaktaki bebeÄŸe kurÅŸun sıkan İmralı’da ki caninin posterlerini taşıyanlar, PKK’nın güzergahını kullanan kaçakcılar masum adlediyorlar da ardı sıra albayraÄŸa sarılı gelen ÅŸehitlerimiz için sükunete davet edilen hep sen oluyorsun…

Ve evet bu gün Sayın HalaçoÄŸlu’nun dediÄŸi gibi 1915′te öldü denilen Ermeniler Türkiye’de Kürt olarak yaşıyor…

Düzen sarıkla, sakalla, ÅŸalvarla, poÅŸu ile devam ederken , at izi it izine karışmışken AB, ABD, İsrail’de yavaÅŸ yavaÅŸ emellerine ulaşıyor.

Hiç kimse bana Kürt-Türk kardeÅŸtir hikayesi anlatmasın…

Dünün tiyatrosu tutmuyor artık.

Bugün ülkemizde adına terör dedikleri bir sorun değil daha büyük bir sorun var.

Tanıma, tanıtma ve tazminat dayatmaları ile Türkiyeyi böl parçala yok et hareketi ile karşı karşıya bıraktılar.

Bu sorunda siyasilerin yanlış politikaları yüzünden günden güne  iyiden iyiye hortlamış eylemlerini aleni bir şekilde mecliste orda burada yürütülüyor.

Türk milletinin tarihi yok sayılarak hareket ediliyorsa burada durup düşünmek lazım.

Demek ki bu anlayış kendilerine uygun zemini hazırlanmış…

Milletin meclisinde bölücüler ÅŸov yapıyor, alayına isyan çekiyor, Sarkisyan meydan okuyor birileri el sıkışıyor, sokaklar ana baba günü ne oluyor sorsanıza…

Sebahat Tuncel kimdir mesela …

TBMM’de hangi sıfatla bulunmaktadır.

TBMM, “Türkiye’nin tarihi ile yüzleÅŸmesi gerektiÄŸini, Dersim’i , sözde Ermeni Soykırımını ve hatta Kürt Sorununu tanımalıdır” ÅŸeklinde bir konuÅŸmayı nasıl ve nereden aldığı cesaretle dile getirmektedir…

Diyorsun, diyorsun ama sonrada çok uzağa gidemiyorsun.

YaÅŸananlar o kadar aleni ki;

Türk milletinin egemenliÄŸinin kullanıldığı Meclis’te bu millete “katliamcı” diyebilmiÅŸ bir baÅŸbakanımız var.

Geçmişten bu güne kuyruk acısı olan dış güçler ve içerdeki işbirlikçileri malesef  ki Türk milletinin meclisinde Türk milletine olan kinlerini kusmaktalar.

Durum böyle olunca da hiç kimse Türk milletine sükunet çağrısı yapmasın.

“İki el bir baÅŸ içindir” deyip düşünme vakti çoktan gelmiÅŸtir hatta geçiyordur bile…

Bu gün açılım, demokrasi, hatta ileri demokrasi hakikatleri araÅŸtırma diye diye Habur’da davul zurna derken adım adım bu günlere geldik.

Bu adımlar büyük yaralar açıyor ki, altını bir türlü dolduramadığımız ÅŸu Kürt Sorununa odaklanmış kravatlı adamlar, gümbür gümbür gelen bir TÜRK SORUNU‘nun farkında bile deÄŸiller…

Milli siyaset erimeye başlamıştır ve milli siyaset eridikçe de gemisini yüzdüren kaptandır diyerek hareket eden insanlar çoğalmaktadır…

Tarihin kırılma noktası dediğimiz bu süreç de ben ve benim gibi milyonlarca şuurlu insan her şeye rağmen diyerek başı dik, anlı pak bir şekilde gökler de dalgalanan nazlı al bayrağına bakarak NE MUTLU TÜRKÜM diyerek haykırıyor duyuyormusunuz..?

Unuttun mu yoksa kim olduÄŸunu

31 Ocak 2012 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

Ey Türk milleti,düşün ve kendine dön..!
Niçin Yanılıyorsun..?
Bütün bunlar kendinden, kendi öz benliÄŸinden uzaklaşıp düşmana dönük yaÅŸadığın için oldu…( Bilge KaÄŸan )

HoÅŸgörü, sevgi, merhamet hepsi bizde ,insanlığın varolduÄŸu günden bu güne mazluma dost zalime düşman olduk…

Çağlar açıp, adımızı taşıdık şanlı tarihimize;
fakat bugün ,gözlerin de kulaklarında yüreğinde beyninde bir rahatsızlık hasıl olmuş hanetin içindesin gerçeği görmüyor,duymuyor hissetmiyorsun…

Unuttun mu yoksa kim olduÄŸunu…

Kaldır kafanı bir bak gökyüzüne,seni selamlayan şehitleri gör,çıkar kafanı deve kuşu misali gömdüğün o topraktan ,bastığın yerlerde ayağının altında binlerce kefensiz yatanı gör,böyle miskin miskin durma uyuma gaflete düşme aman sende deme,yeni bir destan yazdırmak isteyenlere rüştünü ispat et…

Türkün töresi,Türkün gücü , Türkün sabrı , Türkün iradesi ,Türkün sadakati nasıl olurmuş göster dünya aleme…

Biz zor günde birlik olmayı her daim bildik…

O yüzden Adını hatırla,unutma kim olduÄŸunu…

Kimi insan uyutulur hipnoz edilmiÅŸ gibi ,kimisi de madde ile kandırılır ne his kalır nede ruh…

Uyuyan insanı uyandırmak zor değildir lakin maddeye tamah eden ruhunu satmışları ne yaparsak yapalım uyandırmak mümkün değildir,onlar artık kime hizmet ettiği belli olmayan birer mankurt olmuşlardır…

İşte bu yüzden Bozkurt ne ise ,Tersi de Mankurttur…

Aslı Bozkurt olanın sevdası Vatan Millet olur,Bozkurt olana Bozkurt kalmak yakışır…

Onun ölmesini seyretmeye can atan Mankurtlar,Çakallar çoktur…

Milliyetciliğin ve milli iradenin eritilmeye yüz tutuğu bu süreç de sabır, azim, ve itidal gerekiyor,kim olduğunu unutmak şuurunu kaybetmek gibi bir hakkın yok…

O yüzden dilerim Rabbimden aslı bozkurt olan milletim mankurt’a özenmeyi bırakıp tez zamanda aslına döner…

Ey Türk;
üstte gök çökmedikçe, altta yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir. titre ve kendine dön…

Sazanlar, Sızanlar (Yazar: Serap Ayvasakı)

31 Ocak 2012 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

Hayatın her karesinde mutlaka çarpık yapılanmaları, çelişkileri, olmaması gereken hamleleri görürsünüz…
Huzur olmaz belirsizliklerde…

İstemediğiniz mevsimlerde göz açmak gibi soğursunuz hayattan, iç çekersiniz derinden, KAN AKAR YÜREKLERE, olmaması gerekenleri yaşamak mecburiyetinden…

Haksız kazançla mücadele etmişsinizdir yıllarca sadakatle;

Faydacılık düşüncesinde olanlar SIZMIŞSA dünyanıza, İstemezsiniz teneffüs ettiğiniz çevreyi, kişilere takılı kalmak ta istemezsiniz…

Özlemleriniz hayalleriniz vardır, bir gün mutlaka diyerek her şeye rağmen diye haykırmışsınızdır dünyaya…

Çevrenizde zulümler olmasın istersiniz, bunlar varsa kahrolursunuz…
İsyanınız deprem hazırlar ve tetikler ruhunuz bu isyanı…

Ve,
SAZANLAR bitmez bu alemde, Kabil-Habil meselesi gibi…

SAZANLARIN yanısıra bir de sızanlar vardır hayatınızda. Açık pencere bırakmayın, neler sızmaz ki gece karanlığında MASUMİYET DERGÂHINA.

Sızıntılara rest çekmek gerekir düşünce ikliminde, yoksa yaşanmaz…

Kurduğunuz hayal rıhtımına yaklaşmamalı SAZANLAR ve SIZANLAR…

Bilirsiniz sazan ufacık yeme dahi hemen koşarak gelir, her şeyi feda edebilir bu yem için… Anlık düşünüp saniyeliğine hayat sürer ve bu onun ölümüne (avına) sebeptir…

Sazanın bu özelliği insanlar arasında birçok konuda sabırsızlıkla birlikte kendi menfaatine sürekli on planda olmak isteyenler içinde kullanılır…
Sazan olma ufacık bir yeme aldanma…

Hiç dikkat ettiniz mi hayatınıza sazan ve sızana ne kadar çok insan var…
Hep ben diye her olaya ”atlamak” nihayetinde haksızlık yapabilme ve ÅŸuursuz bir ÅŸekilde kimi zaman harama uzanan bir nehirde yüzebilmeyi dahi arzulayan sazanlar…

Zan şuurundan hareketle sadece kendini düşünen sa-zan ve sı-zan kelimeleri ne kadar tevafuk ile çevrili bir bencillik temelinde birleşiyor farkında mısınız?

AKILLI OLDUKLARINI ZANN EYLEDİKLERİ İÇİN, RUHSUZ VE HİSSİS OLDUKLARINI AKILLI AKILLARINA KABULLENDİREMEZLER…

Yıllarca hep bizim iyiliğimizi ister görünen ve ilkin hayatımıza sonra kalbimize sızan bu tür sazanlara dikkat etmeliyiz.

Sızıntı bir depoyu fark ettirmeden içindekinin tükenmesine yol açmıştır…
Ve sızanlar bizim faydamızda kendi menfaatini ararlar…

Ne kadar gariptir bu tipleri en iyi dostlarımız sanarak güveniriz, nehirde fırtına omuzda yük olduğunda isteriz ki yükümüzü alsınlar biraz sırtına…

Onlarsa böyle zamanlarda baÅŸka oltalardan umut bekler…

SAZAN İŞTE.

MÜCADELE NET OLACAKSA EĞER, AMAÇ HEDEFE VARMAKSA ŞAYET
HAYATI ANLAMLI YAPAN DEÄžERLER YAÅžAMALI YAÅžATILMALI
SAZANSIZ VE YALANSIZ…

Türk Milleti için tek kurtuluş : TÜRK BİRLİĞİ

25 Ocak 2012 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

GüneÅŸ bir yıldızdır,tüm yıldızları ışığı ile yıldız yapan…

GüneÅŸin alevleri Cehennemin ta kendisi, zalimi yakar, alimi kucaklar…

GüneÅŸ bir kutup, çekimi ile toplayıcı….

Yıldızların içerisinde en yücesidir…

Yıldızların yıldızıdır…

TÜRK Milleti de dünya milletlerinin Uygar kutbu, en parlak yıldızı…

Åžimdi içerisinde türlü inkiyaz ve ÅŸuurlanma ile yeniden doÄŸuÅŸu beklemektedir…

Gün elbet doğacak,güneş elbete karanlığı boğacaktır..!

Biz Türkler insanlık aleminin en ÅŸerefli milletine mensubuz,her birimiz güneÅŸin bir hüzmesi bir derecesiyiz…

Biz Hakkın kulu, hakkın kırbacı, Müslüman Türkçüleriz ..!!

Türk BirliÄŸine Karşı olan İdeolojiler, zehirliyor zümrelerimizi , balçığa batmış ve batanlar var,balçığa batsak da bir nara ile yeniden daha güçlü ve kararlı bir iman,inanç ve aÅŸk ile çıkmasını biliriz…

Evet 16 yıldızlı kainat ÅŸuurumuzu yeniden aydınlığa kavuÅŸturmalıyız…

Evet TURAN güneÅŸini yeniden gün kadar açık,gün kadar güzel Türklüğümüzü ÅŸu kapkara acuna yaymalıyız…

Tek yol, İçin Hakla, dışın Milletle Olması….!

Uyanmalıyız,İslam’a dayanmalıyız..!

Zafer elbette inananlarındır..!!

Ey Allahım biz inanıyoruz , inancımızı arttır,Ey Allahım Türk’ü Turan’a kavuÅŸtur…

Gel ey sevgililer sevgilisi gözlerimizin ışığı,ruhlarımızın aydınlığı,Gel Ey Muhammed Mustafa yine Çanakkale’de olduÄŸu gibi küfre karşı bizlere destek ol gel ey baÅŸları börklü yiÄŸitler gel ey yeÅŸil sarıklı kahramanlar…

Göğsün ufuklardan bir yeni güneş : TURAN ..!!

Yazar: Serap AYVASAKI

Bir İnce İştir Yaşamak Dediğin (Yazar:Serap Ayvasakı)

09 Ocak 2012 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

Hayatımızda pek çok şey kötü gidiyor olabilir. An ve an duvarların arasına sıkışıp kaldığımızı anlaşılamadığımızı fark ederiz…

 

Her şeyi bir kenara bırakıp uzaklara gitmeyi isteriz, boğuluyor gibi olur nefes alamadığımızı hissederiz…

Sonra silkelenip kendimize gelmeye çalışırız, ruhumuzu ve bedenimizi diri tutmanın çabası ile hareket ederiz…

Öylesine zordur ki;

Bir şeyleri diri tutmaya çalışırken öte yandan vazgeçtiklerin, geç kalışlar bu düşünceler içersinde yaşamını nizam etmeye çalışırken günden güne, içten içe eririz kendimizi bulamaz hale geliriz ve bu duygu düşüncelerimizi gizlemek adına yüzümüze bir tebessüm oturturuz…

Kimseler bilemez içinde kopan fırtınaları, o tebessümün ardındaki acıyı, kimseler anlamaz yüreğine akan gözyaşlarının sebebini…

Güçlüsündür sen, yaşamsa tozpembe değildir bilirsin o yüzden her daim dik ve vakursundur özlemlerin hayallerin yoktur senin herkes gibi değilsindir…
Ve yine payına yalnızlık düşer…

Kendi içinde ihtilaller yaşarken oturur izlersin çevrende gelişen olayları ve insanları…

İhanetleri görürsün, satılmışlığı görürsün, yalan riya, fitne görürsün…

Aynı dili konuşan İnsanların egolarını tatmin etmek adına bir birbirleri ile nasıl yarıştığına hatta savaştığına tanık olursun ve her tanık olduğunda bumu insanlık diye haykırasın gelir…

Egolarını tatmin etmenin derdine düşmüş insanlar, bu viran dünyada her şeyin daha fazlasını isterken kendileri olmaktan çıkarlar bunu görürsün…

Sen yüzüne sadece tebessüm maskesi takarken bu tip insanlar maskelerin çeşitlerini icat ederler ve bu maskelerin ardına saklanırlar…

Zamanla öylesine yapışır ki o maskeler yüzlerine tenlerinin bir parçası olur adeta ve ruhlarını kaybederler…

Olgunluk maskesi, ciddiyet maskesi, nezaket maskesi, v.s…

Oldum olası nefret etmişimdir bu tip insanlardan birini çıkarıp birini takarlar, karşılarına maskelerini düşürmeye çalışan birileri çıktığında kırıcı olurlar ya da arkalarına bile bakmadan kaçar giderler…

Öylesine donmuş ki kanımız, öylesine alışmışız ki maskeli yaşama bazen maskeli baloda gibi hissediyorum kendimi…

Nefsine yenik düşmeyen, arada parlayıp içindekileri bir çırpıda döken, zaman zaman sükûtun girdabına kapılan hesapsız çıkarsız samimi insanları arar oluyor gözlerimiz…

Zaman deli bir ırmak gibi akıp gidiyor ömrümüzden, yaşamasa cenaze arabası ile düğün arabasının karşılaşması gibi…

O yüzden;

Bir kenardan bakıp;

Dünya ne hale geldi diyecek zaman deÄŸil ve baÅŸka bir gezegende deÄŸiliz hiçbirimiz…
O kirlenmiÅŸ dünyaya basıyoruz ayaklarımızı ve bir ÅŸeyler eksiliyorsa zamanla, o da insanlığımız…

Her şeyin kıymetini yitirdiği, Şiddetin kol gezdiği, duyarlılıkların gözden kaçtığı bu zaman diliminde ihtiyacımız olan tek şey İNANÇ akabinde SEVGİ ve ÖZGÜVEN…
Bir ince iştir Yaşamak dediğin, Sana yürümek düşer…

Yol olur yeryüzü yürümeyi bilene…

Yeter ki ;

Vakar olsun duruÅŸun, özlemli olsun yürüyüşün…

Yürümek, kavlin olsun, ahdin olsun, vefan olsun…

Vur kendini yollara, İmdada sesin olsun, dara uzansın ellerin, zora dayansın bileğin.

Olur, da sürçerse ayağın;
dayandığın, güvendiÄŸin her daim RABBİN olsun…

HER ZAMAN VE MEKÂNDA SAMİMİ OLABİLMEK, İÇTEN VE SAMİMİ İNSANLARLA KARÅžILAÅžABİLMEK ÜMİDİ İLE…

Yazar: Serap AYVASAKI