BU SİTEDE YAYINLANAN TÜM YAZI, MAKALE VE ŞİİRLER YAZARIN KENDİ İSTEĞİ ÜZERİNE YAYINLANMAKTADIR.

Bizi Facebookta Begenin
Bizi Twitterda Takip Edin

Engin Pınar’ Kategorisi icin arsiv

Yolun Açık Olsun Ülkücü

24 Aralık 2011 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

Türklükte gurur ve şuuru,
İslam da ahlak ve fazileti
Bulabiliyorsak…

Şiirde Necip Fazılı,
Fikriyatta Arvasi Hocayı
Hikayede Dedekorkut’ u,
Nasihatte Şeyh Edebali’yi
Arıyorsa gözlerimiz…

Bozkurtların dirilişinden
Bahsedebiliyorsak
Atsız’ca…

Bir olmayı başarabilmişsek
Dilde, fikirde ve iÅŸte
Gaspıralı İsmail Bey misali…

Türklüğün esaslarını yaşıyorsak
Ziya Gökalp gibi…

Ne mutlu Türküm diyene
Diyebiliyorsak dolu dolu
Mustafa Kemal Atatürk gibi

Ve

Ülkü denen nazlı geline
Sevdalandıysak
Başbuğ Alparslan Türkeş gibi…

Kişiliğiniz her şeyden önce gelir
Desturuyla sahiplenebilmiÅŸsek
Şahsiyetçiliği
Devletçe…

Yolun açık olsun ÜLKÜCÜ…

TURAN’A GİDERKEN (Yazar:Engin Pınar)

21 Aralık 2011 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

Ülkücülerin ilayı kelimetullah davası dedikleri, aleme nizam verme ideali Türk-İslam birliğinden geçmektedir. Tarihte Türkler aleme nizam verme ideallerini başarmışlardır ve yine başaracak kudrete de kabiliyete de sahiptirler.

Bunu gerçekleştirmek için, öncelikle Türk Birliğinin sağlanması gerekmektedir. Bu hedefin adına da Turan diyoruz. Turan hedefine ulaşmak için, Türk milletinin bu hedeflere inanmasını sağlamamız gerekmektedir. En küçük muhtarlıklar da dahil edilerek bütün Türklerin bu hedefe ulaşmak için bir amaç birliği yapmalarını sağlamamız gerekmektedir.

Yakın tarihimize baktığımızda bu hedefe kilitlenmiş, bunun hayalini kurup var gücüyle gerçekleşmesi için çaba sarf etmiş ve Türk milletinden ‘’BAŞBUĞ’’ unvanını kazanmış merhum Alparslan Türkeş Beyin bizlere emanet ettiği Ülkücü Hareketin ve Milliyetçi Hareket Partisinin liderliğinde hedefe kilitlenmemiz ve bu hedef için çalışmamız gerekmektedir.

Bütün Türklerin bu konuda teşkilatlanmasını sağlamamız gerekmektedir. Hali hazırda teşkilatlanmışların haricindekilerde de mutlaka bir iletişim yolu bulup bu yönde bir çalışma yapılması gerekmektedir.

Yeni hedef bütün Türklerin amaca yönelik teşkilatlanmasını sağlamak olunca, iletişim kurmak ve oralardaki potansiyellerin nasıl olacağını görmek gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu ihtiyacı giderecek yollar mevcut teknolojide mümkündür. Böylelikle henüz yedi olan devlet sayımızın artması için temellerin atılmasına vesile olmak gibi çok ulvi bir de sebebimiz vardır.

Bunların haricinde, devlet olmayı başarmış olan TÜRKİYE, AZERBAYCAN,K.K.T.C., TÜRKMENİSTAN, ÖZBEKİSTAN,KAZAKİSTAN VE KIRGIZİSTAN gibi ülkelerimizde milliyetçi siyasi partilerin var olmasını sağlamak, var olanların teşkilatlanmasına yardımcı olmak ve bu milliyetçi siyasi partilerin bulundukları ülkelerde tek başına iktidar olmalarını sağlamak gibi bir de alt amacımız oluşmaktadır. Bu amaca hizmet etmek için de iletişim yollarını kullanarak teşkilatlanmak gerekmektedir.

Buraya kadar olan bölümde en çok sözü edilen şey, iletişim kurmak ve teşkilatlanmak. Bunu kim sağlayacak diye düşündüğümüzde şu an dünyadaki bütün Türklerin hamisi konumundaki Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan biz Türklerin yapması gerekmektedir. Bu alt yapı, cennet mekan Alparslan Türkeş Beyin ömrünü harcayarak Türk Milletine kazandırdığı ‘’ülkücü hareket’’ ve ‘’Milliyetçi Hareket Partisinde’’ vardır. Bu organizasyonu yapacak kudrete ve kabiliyete sahip ülkücüler, kilitlenmiş olduğu bu hedeflerinde önlerine çıkacak engelleri de aşmayı bilecek yeteneğe sahiptirler.

Bütün dünya da sanırım Türklerin, Turan hedefine ulaşabilmesi için, ülkücülerin öncülük yapması gerektiğinin farkındadır. Lakin sağlanacak bir Türk Birliği dünya dengelerini alt üst edecek bir gelişme olacağı için, bunu engellemek adına birçok girişimde bulunacaklardır. Belki de bugüne kadar ki bütün önümüze çıkan engeller, bunun bir sonucudur.

İlin de, Tören de bozuluyor Ey Türk Milleti (Engin Pınar)

17 Aralık 2011 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

Osmanlı’ da 2.Mahmut döneminde başlayan isyanlardan, merkezi bugünkü Cizre olan Botan Beyliğinin son beyi Bedirhan Bey isyanı, ayrılıkçı,bölücü ilk isyan olması hasebiyle dikkatleri çekmektedir. 1840 lı yılların ortaları. Bu güne kadar gelen bir çok isyan var bu anlamda. 1806 da ki Abdurrahman Paşa isyanı ve arkasından Bedirhan Bey isyanına kadar gelen 4 isyanı da saymıyoruz. Çünkü onlar kişisel çıkarlara dayalı isyanlardı ve çok kısa sürede bastırıldı. Yani yaklaşık 200 yıllık bir geçmişe sahip bölgede bir Kürdistan kurma hayali !

O dönemlerde bölgeye hakim olan güçler Rusya, Fransa ve İngiltere. Gerekli bütün kışkırtmaları, misyonerleri, ajanları ve yöneticileri vasıtasıyla yapmaktalar. Bazen dini kullanmışlar bu katalizörlük görevlerini ifa ederken bazen de ırkçılığı.

Yöntem hala aynı !

Sergilenen tiyatro aynı, senaryo aynı, figüranlar aynı…

Değişen birkaç şey var aslında.

Oyunu perdeye koyanlara birkaç devlet daha eklendi. Mesela Ab, Abd,İsrail ve bazı Arap ülkeleri gibi…

Değişen bir şey de bu saldırıya maruz kalan ülkenin yani Türkiye’nin yöneticilerinin tutumu.

Şimdi bazı akıllılar 2.Mahmut döneminde de bazı durumların olduğundan bahsedeceklerdir. Doğrudur o dönemde de bazı elçiler gönderilmiştir. Silahsız olarak bu işten vazgeçmeleri temennisi ile, karşı taraf dinlememiştir ve silahla bastırılmıştır isyanlar.

Kaç gündür canımız yanıyor. Yediğimizden içtiğimizden bir şey anlayamaz haldeyiz. Aynen Filistin’de bir şeyler olduğunda canımız yandığı gibi. Aynen Afganistan ‘ da bir şey olduğunda canımız yandığı gibi. Aynen Doğu Türkistan ‘ da bir şey olduğunda canımız yandığı gibi v.s.

Müslümanlığı Türk’ ten soyutlamak isteyen bazı güruhlar, Filistin ‘de , Afganistan da ya da Türk olmayan herhangi bir yerde zulüm olduğunda Müslüman kesilirken, içinde Türk olan herhangi bir yerde bir zulüm varsa Müslümanlıklarını unutuyorlar.

Müslümanlığı Türk ‘ten soyutlayamazsınız!

Her fırsatta dile getirdiğiniz ‘’İslamiyette ırkçılık yoktur’’ söylemini bir de bu açıdan değerlendirin bakalım. Sizin anladığınız İslamiyette ırkçılık var mı yok mu ?

Bilge Kağan’ ın o çok bilinen sözleri geliyor aklıma…

Ey TÜRK Milleti işit!

Üstte mavi gök çökmedikçe

Altta yağız yer delinmedikçe

Senin ilini ve töreni kim bozabilir.

Vallahi de Billahi de

Üstte gök çöküyor, altta yer deliniyor

İlin de, Tören de bozuluyor Ey Türk Milleti…

TİTRE VE KENDİNE DÖN !!!

Türk Milletini bir aile olarak görmek Anahtardır

13 Aralık 2011 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

 

Türk Milletini, bir aile olarak görmek sanırım bütün sorunların çözümünde anahtar olacaktır.

Eğer aile olarak görebilirseniz, ailenize gelen veya gelmesi muhtemel herhangi bir zarar verici olaya tepkiniz de o ölçüde olacaktır.

Burada ise önemli olan Türk Milleti denilince ne anladığınız olacaktır. 

ATATÜRK; Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk Milleti denir diyor…

Yani Türkiye ‘de yaÅŸayan, vatandaÅŸ bağı ile baÄŸlı olan herkese Türk Milleti deniyor…

Bu tanıma aykırı çıkacak kişi ya da kurumlar, işi ırki tabana yayarak isyan etme noktasına geleceklerdir. Aslında tamda bu olmaktadır ülkede. Irk olarak kendilerini başka bir milletmiş gibi tanımlayan, bazı bölgelerimizde de milletin bir kısmına bunu aşılayan terör örgütü bölgesel olarak başlattığı isyan hareketini aldığı yurt içi ve yurt dışı desteklerle ülkenin her yerine yayma başarısını göstermiştir.

Yurt içinden aldığı desteği bilerek ya da bilmeyerek veren kişi, kurum veya kuruluşlar ülkenin bölünme sürecine hizmet ettiklerinin farkına ne zaman varacaklardır merak konusudur.

Türk Milletini aile olarak görmeyi başaran kişi, kurum ya da kuruluşlar ise, ailelerine gelen ya da gelmesi muhtemel her hangi bir zarar verici durumu önceden tedbir alma yoluyla bertaraf etmenin derdinde olacaktır. Terör örgütü örneğin de olduğu gibi. Bu örgütün kurucusu Abdullah Öcalan 1978 Kasım ayında kuruluş aşamasında iken eğer gereken önlemler alınsaydı bu sıkıntıyı şimdi yaşamıyor olacaktık. Bu da terör örgütünün doğuşu ve büyüme çalışmaları dönemindeki devleti yönetenlerin bu örgütü küçümsedikleri için, Türk Milletinin zarar görebileceği bir durumdan tehlikeyi bertaraf edecek önlemlerini almadıkları için kabahatli olduklarının göstergesidir.

Her dönemin kendine göre zorlukları ve ilgilenilmesi gereken bir takım sorunları olabilir. Farkına varılması gereken şudur ki, her dönemin sorunları, Türk Milletinin kardeşliğine aile olma sürecine verilecek zarardan daha önemli bir sorun değildir. Bunun farkında olsaydı o dönemin yöneticileri, bu sorun yüzünden harcanan, paralar ile o süreçte yapılan yollar, köprüler ve benzeri atılımlar herhalde yüz kere yapılırdı. Öncelik sıralamasında Türk Milletinin birliğini ilk sıraya koyarsak en azından bundan sonraki süreçte hata yapmayız.

Geriye dönük sorgulamanın kanunen de yapılmasını sorumluların araştırılıp bulunmasını dileriz. Aralarında yaşıyor olanların en azından artık deşifre edilmesini istiyoruz.

Pekiyi yaşadığımız bu dönemde neler olmakta?

Maalesef bu dönemde de Türk Milletinin kardeşliği ve birliği baz alınmamaktadır. Terör örgütü kuruluş, lojistik hazırlık, stratejik planlar, silahlanma, saldırılar, yurt dışı örgütlenme, siyasallaşma, kendilerini soyut bir devlet haline sokma aşamalarını bitirmiş vaziyettedir. Özerklik istemeleri bölgesel olarak devletleşme yönünde staj yapmak istemektedir.

Bu süreçler teker teker geçilirken devlet bunlara elbette göz yummak amacıyla sessiz kalmamıştır. Lakin siyasi iradelerin hataları ve bunların sonuçlarının Türk Milletine faturası çok ağır olmuştur. Maddi kayıp ile beraber binlerce şehit vermek durumunda kalmıştır. Hala bu kayıplar devam etmektedir. Terör örgütü yaşadığımız bu dönemde ise Türk Milletinin devlet modeline müdahale etme gayretindedir. Siyasallaşmış bir örgüt karşımızdadır ve maalesef propaganda olarak her türlü nimetten faydalanıp bu milletin bir parçası olan Kürtleri, ayrı bir millet olduğu, haklarının devlet tarafından gasp edildiği ve ayrı bir devlete gereksinimleri olduğu şeklinde yönlendirmek ve isyana ortak etmek gayretini göstermektedirler. İsyana ortak olmak istemeyenleri silah zoruyla yönlendirecek güce eriştikleri için bu yolla da amaçlarına ulaşmaktadırlar.    

Sorun, bu terör örgütünün Türk Milletini bölmek, Türk Devletini bölmek, bölgede bir Kürt Devleti kurmak istemesidir. Bunun için, bizler ve yöneticilerimiz uyurken onlar, kuruluş, lojistik, silahlanma, şiddet, yurt dışı pazarlık, siyasallaşma süreçlerini bitirip demokratik özerklik ilan edecek duruma kadar geldiler. Bunları yaparken aldıkları destekleri devletin her kademesi şimdi bilmektedir.

Pekiyi bu sorunu ortadan kaldırmak için ne yapılması gerekiyor?

Siyasal iradenin bu konuda vereceği karar, ben böyle düşünüyorum benim düşündüğümü uygulayacağız dayatması sorunun cevabı değildir.

Türk milleti olarak bir ortak irade belirleyip, uygulamaya bir an önce geçilmelidir. Bunun için siyasal iradeye talip kurumların bir araya gelmesi ve bu devlet sorununu bertaraf etmek için ortak akıl ortaya koyup gerekeni yapmalıdır.

Muhalefet, iktidarı vatan hainliği ile suçlamayı bırakırken, iktidar kanadı da, bu işi tek taraflı irade ile çözeceğim iddiasından vazgeçmeli, egosunu tatmin etmek amaçlı irade beyanlarından kaçınmalıdır.

Ortada bir terör sorunu vardır. Bu sorun bir devlet sorunudur.     

Devlet sorununun çözümü siyasal iradededir. Siyasal irade icraat makamıdır. Son on yıllık süreçte bu konuda yapılan icraatlar bu sorunun çözümünde katkı sağlamadığı gibi sorunu derinlemesine olumsuz yönde etkilemektedir. Bu dönem bu sorunun çözümü için son dönemdir. Siyasal iradenin her ferdi kendi egosunu bir kenara bırakıp aynı masaya oturmak, çözüm için ortak bir karar almak zorundadır. Diğer çözümler için bu ortak aklın vereceği kararlar beklenmelidir.

Türk milletinin bu en önemli sorununu şahısların egoları yüzünden bu dönemde de çözemez isek artık çözüm için çok geç kalınmış olacaktır. Artık bir terör sorunu değil korkarız ki iki devlet arası bir savaş sorunu yaşayacağız!