BU SİTEDE YAYINLANAN TÜM YAZI, MAKALE VE ŞİİRLER YAZARIN KENDİ İSTEĞİ ÜZERİNE YAYINLANMAKTADIR.

Bizi Facebookta Begenin
Bizi Twitterda Takip Edin

Bilge Kağan’ Kategorisi icin arsiv

Türk’e Kefen Biçenler (Yazar:Bilge Kağan)

19 Aralık 2011 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

Nasıl olurdu
Nasıl doğardı? Anadoluda Türklük ve milli Türk devleti

Anadolu virane, Anadoluda tütmez olmuş ocaklar, Anadoluda çocuklar öksüz, Anadoluda Türkler yoksul, Anadoluda okul yok, para yok yok yok …

Türkiye halkları ile başlayan nutuklar, mozaik bahçesine çevirme gayretleri ve demokrasi adına, insan hakları adına, özgürlükler adına birer birer yerleştirildi dinamitler milli devletin temeline

Parayı çok gördüler milletime, hizmeti çok gördüler milletime, yönetimi çok gördüler milletime ve her şeyi çok gördüler…

Türkün atası ve Başbuğu Atatürk ” Türkiye Cumhuriyetini kuran halka Türk Milleti denir” dedi onlar hayır dediler Anadoludaki yaşayan halkın Türk olmadığını iddia edecek kadar ileri gittiler, olmadı Türküm demek ırkçılık, faşistlik, dinsizlik dediler..

Doğu ve Güney doğuda halk zulüm altında eziliyor sömürülüyor dediler ve onlara özgürlük dediler ve koydular dinamitleri birer birer vatanın birlik ve bütünlüğünün temeline….

Kuzeyden saldırdılar olmadı, batıdan saldırıyorlar şimdide, hemde benim yüce dinimi bir silah gibi kullanarak. Türkler katildir dediler, soykırımcı dediler ve kırmızı halılarla karşılanıp devletin en yüce makamında iltifata boğulup takdir edildiler. “Ben Türk milletinden utanıyorum ve bu ülkeyi terk edeceğim” dediler. Cumhurbaşkanlarınca ayakta alkışlandılar.

Ağrı dağını anayasaları ile milli sembol yapıp, doğu anadolunun vatan toprağı olduğunu anayasalarına dahi alan, Soydaş can Azerbaycan topraklarının yüde yirmisini işgal eden ve onbinlerce insanı öldürüp bir milyon soydaşımızı kamplarda ölüme terk eden Ermenistanın Ayaklarına kadar gidildi, özür kampanyaları başlatıldı, üniversitelerimizde ermeni iddialarının haklılığı ile ilgili konferanslar tertiplendi eski komünistinden, cemaatcısana kadar herkes koştu oraya

“Mustafa ” filmiyle Türkün atasını küçük düşürmeye kalktılar, zayıf göstermeye kalktılar eski komünistinden cemaatcısına kadar …

Devletin omurgası, bel kemiği sayılan “MİT”in eski yöneticileri çıkıp meydanlarda anayasanının değişmez maddelerini değiştirmek için propogandaya başladılar. Milli devletin kimyasını değiştirip varlığına son vermek için…

Anayasa ihlal edilerek Kürtçe yayınlara başladılar yakında eğitime de başlayacaklar. Ölmüş terörü dirilttiler ve taviz üstüne taviz vererek muhatap alma noktasına getirdiler.

Ülkemde sürekli ayaklanma provaları yapılmakta, imralıdaki itin meclise girmesi için altan altan hazırlıklar yürütülmektedir.

Boynu yahudi şeref madalyalı Amerikan uşakları bu ülkede kahraman oluyorsa doğrudur, çünkü onlar bu milletin değil düşmanlarımızın kahramanlarıdır. Cephede diz çöktürdüğümüz düşmanın yapamadığını bu millete yapan ve düşmanımızın madalya ile ödüllendirdiği kahramanlardır.

Ey Türk uyan artık
Seni Yaradanın hakkı için uyan
Onurun, şerefin, namusun bağımsızlığı ve bayrağın için uyan

Ey Türk sana biçilen kefeni onlara giydirmek için UYAN

Er meydanlarından çekilir oldun
Çorak iklimlere ekilir oldun
Eğilmek bilmezdin bükülür oldun…
Sürer mi bu gaflet; daha kaç sene?
Uyan ey Türk uyan! Uyumak nene?

Türkiye Sömürgeleşiyor, Türk Milleti Köleleşiyor (Yazar:Bilge Kağan)

14 Aralık 2011 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

 

Türkiye’ye gelen yabancı sermaye, gerçek yatırımlarda bulunmaktan kaçınmakta ve hazıra konmak istemektedir. 2007 yılında Türkiye’ye giriş yapan 20 milyar YTL’lik yabancı sermayenin dörte üçü ya gayrimenkul sektörüne ya da hizmet sektörüne yatırım yapmıştır. Üretim sektörüne yapılan yatırmın ise önemli bir kısmı ise Türk şirketlerini satın almak veya ortak olmak şeklinde gerçekleşmiştir.
Yani Türkiye’yi kurtaracağı iddia edilen yabancı sermaye yeni yatırımlar yapmamış ve istihdamın artmasına herhangi bir katkı sağlamamıştır. Bu tarz yatırımların Türk sanayisine ve ekonomisine faydası yoktur; tersine zararı vardır.

Türkiye’ye gelen yabancı sermaye yeni istihdam alanları yaratmazken, şirketlerimizin yabancılara satılması anlaşılır bir durum değildir.
Ayrıca bütün stratejik kaynaklarımız; petrol, altın ve bor gibi madenlerimiz, demir-çelik fabrikalarımız, iletişim şirketlerimiz ve limanlarımız bir biri ardına yabancıların kontrolüne geçmiş, TÜRKLER bu sektörlerde sadece UCUZ İŞÇİ DURUMUNA DÜŞÜRÜLMÜŞTÜR.
Üstelik yabancılara satılan şirketlerin KARLARINI GELDİKLERİ ÜLKELERE TRANSFER ETMESİ söz konusudur. Önümüzdeki yıllarda bu kar transferi daha da artacak ve Türk milleti daha da yoksullaşacaktır.

IMF POLİTİKALARI, TÜRKİYE’Yİ KURTARMA POLİTİKALARI DEĞİL, BÜYÜK SERMAYEYE UCUZ İŞGÜCÜ, DAHA DOĞRU BİR TANIMLA KÖLE YARATMA VE TÜRKİYE’Yİ SÖMÜRGELEŞTİRME POLİTİKALARIDIR!

Türkiye, kanlı bir savaştan sonra, Lozan’da kazandığı BÜTÜN EKONOMİK HAKLARINI, tek kurşun atmadan yabancılara teslim etmektedir.
Osmanlı’nın son dönemleri ile bugünkü Türkiye’nin durumu arasındaki benzerlik apaçık ortadadır. Kurtuluş Savaşı öncesi Türkiye’de ki bütün şirketler yabancıların kontrolünde idi; Türkler ise bu şirketlerde işçi idi.
Bugün de Türk milleti yavaş yavaş ekonomi üzerindeki kontrolünü kaybetmekte ve TÜRKİYE OSMANIL’NIN SON DÖNEMİNDE OLDUĞU GİBİ, EKONOMİSİNİ YENİDEN YABANCI ŞİRKETLERE TESLİM ETMEKTEDİR!
Satılan şirketlerin yöneticileri, giderek artan oranlarda yabancılardan oluşmaktadır.
Bugünkü politikalar devam ettiği takdirde Türk milletinin kendi vatanında HİZMETÇİ, KÖLE durumuna düşmesi kaçınılmazdır.

Kadınlarımız Mukaddes Varlıklarımızdır

12 Aralık 2011 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

 İnsanlık tarihi ve milletler tarihi içerisinde Kadının yeri ve kadına biçilen rolü incelediğimizde kadınların hizmetçi, köle, üretim yapılan bir tarla gibi görüldüğünü ve bir eşya muamelesine tabi tutulduğunu müşahade ediyor. Dünya milletleri içerisinde Kadının başı dik alnı açık insan gibi varlığını sürdürdüğü tek millet Türkler olmuştur.

1500 lü yıllarda Fransada kadının insan olup olmadığı tartışılmış ve tartışmalar sonunda ” insan ama erkeklerin hizmetçisi olarak yaratılmıştır” hükmüne varılmıştır. Tevratta ise kadının bir tehlike olduğu ve “iyi insan kadından uzak duran insandır.” diye kadının yeri tayin edilmiştir. Yine ortaçağ avrupasında insanlar kadınını pazarlarda bir hayvan gibi pazarlıyor gayet düşük ücretlerle kadınlarını pazarlaya biliyorlardı.

Sağlam millet yapısının çekirdeği ailedir. Alinenin orta direği kadındır. İslam öncesi Türklerde kadın erkeği ile eş tutulmuş ve erkekler kadınsız iş görmemiştir. Kadın, savaşta, toyda, düğünde hep erkeğinin yanında olmuştur. Milli mücadele yıllarımızda kadının cephe gerisindeki varlığı takdire şayandır. Türk destanlarında da görüyoruzki kadının toplumumuzda çok değerli ve saygın bir yeri olduğunu.

İslam öncesi arap toplumunda kadının yeri ise herkesin malumudur. Orada kadına karşı insanlık dışı bir vahşi uygulamanın olduğu görülmektedir.

Türklerde kadın anadır, yardır,namustur, uğruna can verilecek mukaddes bir varlıktır. Bu yüzden uğruna can verdiği topraklara onun adını vermiştir. Kadın erkeğinin en büyük tamamlayıcısıdır. Hun İmparatorluğu adına Çin ile ilk barış antlaşmasını Mete Han’ın hatunu imzalamıştır.

En eski Türk inancına göre, “Han ile Hatun” gök ile yerin evlatlarıdır. Kadın burada yedinci kat göktedir. Kadına, böylesine bir kutsallık veren törede kadının dövülmesinin, horlanmasının imkanı yoktur. Zaten Türk kültüründe ve destanlarında böyle bir durum göze çarpmamaktadır. Türk destanlarında kadın erkeğin daima yanındadır. Onların güç ve ilham kaynağıdır.

Kadın; her şeyden önce mukaddes bir varlık, ana. Türk ırkının yegâne bereket kaynağı. Tahtta olan hükümdarların, cengaverlerin, hanların, Cihan İmparatorları’nın önünde eğildiği, elini öptüğü müstesna varlık. Türk Kültürü’nde, Türk Töresi’nde ayrı bir yeri olan kutsal varlık.

Türk kadınlarının en büyük süsü Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için elmas veya zümrüt takmıyorlar, belki üzerlerinde taşıdıkları o taşları süslemiş ve kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır.

Türk Olmak Suç (Yazar: Bilge Kağan)

07 Aralık 2011 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

Ben en hakir bir insanı kardeş sayan bir ruhum;
Bende esir yaratmayan bir Tanrıya iman var;
Paçavralar altındaki yoksul beni yaralar,
Mazlumların intikamı olmak için doğmuşum
Tarih yer yüzünde Türklerle başladı, Türklerle devam ediyor ve Türklerle sona erecektir.

Üstünlük takvadadır, üstünlük doğruluktadır, üstünlük Hak’tadır, üstünlük yüreklerde yaşatılıp büyütülen sevgidedir, merhamettedir. Üstünlük Allah rızasına layık olmaktadır.

Zulme boyun eğmeyip, doğruluktan ayrılmayıp hak ve adaletle hükmeden, sevgiyle kucaklayan, orhun vadisinde doğup Altaylarda büyüyüp, Ergenekondan yeni ufuklara açılıp üç kıtada hüküm sürüp tarihe mührünü vuran TÜRK;

Anadolu coğrafyasını kanıyla vatan yapan, “Yurda kul” olan şairinde dediği gibi,

Ben bir Türküm
Dinim cinsim uludur
İnsan olan vatanının kuludur

Vatanına kul olan, vatanına yâr olan Türk’üm.
“Ey Türk budunu diye seslenen Atam Bilge Kağandan, Anadoluda destan yazan ve Ey Türk Gençliği diyen haykıran atam ve Başbuğum ******’e ve ordan “Her şey Türk için, Türk’e göre, Türk tarafından ” diye seslenen Son Başbuğuma Avşar Beyi Alparslan TÜRKEŞ’in gösterdiği ülkü yolunda TÜRKÜM.Ben ki,
Zalimlere boyun eğdirmiş, tahtlar yıkmış, ülkeler feth etmiş TÜRKÜM.
Zulmün topuna, tüfeğine, ateş kusan silahlarına vatan için göğsünü siper etmiş TÜRKÜM
İŞTE BEN BUYUM.TÜRK OLMAK SUÇ
Ermeni olmak hümanizm, rum olmak hak, kürt olmak taviz verilmesi gereken, haçlı olmak aydın olmak ama Türk olmak suç.
Türk olmak; ırkçılık, faşistlik, putperestlik, şovenistlik, yıkıcılık..
Uğursuza,soysuza, dönmeye, devşirmeye ve mankurtlaşmışlara göre SUÇ.TÜRK OLMAK,
İnsanlık adına suç, din adına suç, demokrasi adına suç, düşünce özgürlüğü adına suç, ilericilik adına suç, ilim adına suç…

Öz yurdunda garip, öz yurdunda parya, bayrağı altında esir milletim.
Gün Türk olmak, Türk kalmak günüdür.
Tarih yazan şerefli millet maziye gömülmek üzere… Türk milletinin kimliiğinin, kültürünün ve erdemlerinin sorgulanıp saldırıya uğradığı zaman…
Türk olamının gururu ile, Türk olamanın onuru ile boğazımızı sıkmaya çalışan elleri kırmanın zamanı gelmiştir.

EY TÜRK UYAN
EY TÜRK TİTRE VE KENDİNE DÖN

 

Ey Türk vur, vatanın bakirelerine,
Günahkar gömleği biçenleri vur
Kemikten taslarla şarap yerine
Şehitler kanını içenleri VUR

Başımızdaki Çuval Ak mı,Kara mı?

04 Aralık 2011 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

Uyu Türkiyem uyu

Başından haberin yok kendinden  haberin yok

Sen uyurken mışıl, mışıl bir ak! Çuvalı geçiriverirler kafana

Kızıyordum, soruyordum bunlar neden duymaz, neden görmez, neden anlamaz diye. Öyle ya başına geçirilmiş bir ak! Çuval nasıl duysun, nasıl anlasın,  nasıl görsün ki?

Eski bir “mankurt” hikayesi vardır bilirsiniz insanların kafasını kazıyıp deve derisiyle sıkıca sararlarmış ve ortaya düşünemeyen, algısı bozulmuş, hafızası kaybolmuş emre itaatkar biri çıkarmış yani “mankurt.”

Boynumuzda Yahudi cesaret madalyası, kafamızda çuval geziyoruz salını salını

İşte efsane en korkunç şekliyle geri dönüyor ve bir milletin çoğunluğu kafasında çuval algısı bozulmuş, duyu organları hasara uğramış beyinleri kodlanıp, mod lanmış.

Dağdaki kan emici bebek katilleri masum, günahsız hayırlı evlat muamelesine tabi tutulurken kendi öz evladına düşman gibi bakar katil gibi muamele eder olmuş.  

Neden?

Kafasında çuval var

İslam coğrafyası yine kan gölü, yine işgal, yine vahşet

Acil ihtiyaca binaen ele alınan “vicdanı red” geliyor yolda. Tek güçlü ordu TSK ortadan kaldırılacak ve keramet ehli başbakanın övgüsüne mazhar olan haçlı ordusu bölgemize ileri demokrasi, çağdaşlık ve insan hakları v.s  getirmeye devam edecek…

Türk milletinin rolü belirlendi; patronların kapısında amele, maraba menfaatleri için paralı tutulmuş asker tam bir “mankurtluk”

Uyu Türkiyem uyu…

Türkiye Özelleşiyor (Yazar: Bilge Kağan)

02 Aralık 2011 Yazan ÜLKÜGÜLÜ

KİT lerin özelleştirilmesiyle başlatılan süreç soluk almadan hız kesmeden yakaladığı destek rüzgarıyla gösterilen istikamet doğrultusunda ilerliyor. Davos’ta yapılan planlanmış bir çıkış kesmedi bir gemi dolusu insanı göz göre göre ak denizde ölüme gönderdik, eh şimdi rahatladık kimsenin bize söyleyecek lafı olamaz .

 

Ülkenin başına  bela edilmiş kanlı terör örgütü pkk ile mücadeleyi bırakarak TSK ile mücadeleye giriştik ve tuttuğumuz rütbeliyi içeri attık kesmedi.  İt gibi kemik aramaya başladık orda burada kuyularda, yetmedi  başladık senaryo yazmaya  ve çarşı iznine çıkmış iki asker falancanın evinin önünden geçti deyip bastık ferdayı figanı ve girdik taaa Genel Kurmayın milli güvenlik sırlarının saklandığı odalarının içine ve hallaç pamuğu gibi attık ve bütün sırlar CIA nın MOSSAD’ın elinde.

Komşularla sıfır sorun deyip başladık icraata Kıbrıs’tan, Ermenistan’a ve Fener rum patriğinden ekümenliğe kadar taviz üstüne taviz ki dönüşü mümkün olamayacak büyük ihanetleri bir mağrifet gibi yerine getirdik. Hem de büyük bir aşkla, şevkle ve gururla. Eh boşuna takmamışlardı ya boynumuza “Yahudi cesaret madalyasını.” Ne oldu birde baktık ki Araplara bahar gelmiş hanı orda mevsimler yok ya hep yaz ya yazık baharı getiriverdiler. Nihayet Araplar baharı! Gördüler…

 

Eğitim özelleşmeliydi,  (F) tipi eğitime geçilmeliydi o kolaydı önce eğitimi çökertir sonrada geçiverirdik.  Adaleti özelleştirdik! Sıra TSK da idi düşündük taşındık ve de biraz kaşındıktan sonra  pat diye ortaya “vicdanı red” yasanının ihtiyaç olduğu tartışmasıyla TSK yı ele geçirmek için son bir hamle kalmıştı. Onu da özelleştirmeliydik özelleştirip  büyük bir ihale ile ülke güvenliğini ulaslar arası şirketlere ihale edebilirdik artık ihaleyi bir Yahudi şirketimi kazanır, Alman’mı, Amerikalı’mı, Lübnanlı’mı biri kazanırdı.  Ülke topraklarına bir yabancı tecavüzü vukuu bulduğunda bu şirketler paralı askerleri ile cepheye koşar alimallah düşmanın hakkından geliverirler.

 

Özelleştirme dedikte, Hükümetin özelleştirilmesi taa başında yapıldı ülkeye soktukları arap ve batı sermayesi ile ülkenin yönetimini de özelleştirdik. Milletin tercihinide yaptıkları kömür ve makarna v.s yatırımlarıyla taşeron AKP en yüksek rakamla alıverdi.

 

Demokrasimizi de özelleştirdik ki batılı oldu, çağdaş oldu ileri oldu ve anaların gözyaşları sel oldu, Mehmetçiğin kanı oluk oluk aktı, insanımız amele ve dilenci oldu. Ülkemiz kiliselerle doldu. Demokraside özelleşmenin tamamlanması Türklüğün tamamen tasfiyesine bağlı onu da hallettik mi demokraside, ülkede, millette özelleşmiş olacak.

 

Çok yakında dilimizi ve dinimizide açık artırma ile uluslar arası ihaleye çıkartıp bir yabancı şirkete satı verdik mi eh gurtulduk gayrı…